Düşük teknolojili inovasyon

Günlük Yorum yapılmamış »

Geçenlerde Farketing’e göz atarken, fakir veya gelişmekte olan ülkelerde inovasyon ile yapılabileceklere güzel bir örnek olan Q-drum dikkatimi çekti. Basit ama etkili bir çözüm olan tambur formlu yeni ile su bidonu ile su taşıma işi kolaylaştırılıyor.

Q-drum

MIT’de görevli Amy Smith’in, yukarıdaki gibi, düşük teknolojili inovasyon olarak tanımlayabileceğimiz yenilikçi çözümler tasarlamak isteyenler için 7 tavsiyesi var:

1. Günde 2$’a yaşamaya çalışın. Bu aynı zamanda ben ve öğrencilerimin, onlara küresel kalkınmayı öğretmek istediğimde uyguladığımız yoldur. Sadece kısıtlı kaynaklara sahip olduğunuzda getiri-maliyet değerlendirmenizi nasıl yapmanız gerektiğini anlamaya başlamanıza yardımcı olur. Botswana’da barış gönüllüsüyken başımın üstünde su taşırken kovanın ne kadar ağır olduğunu farkettim, havanda un yapmak için süpürge tohumu döverken sırtımdaki ağrıyı hissettim. Bunlar, bir tasarımcı olarak bana su tesisatı ve değirmen teknolojilerinin önemini anlamamı sağladı.

2.Doğru insanları dinleyin. Evet, muhtemelen kafanızın üstünde 25 kiloluk odun taşımanın nasıl bir his olduğunu bilmiyorsunuzdur. Biliyor olmanızda gerekmez. Bunu yapan biriyle konuşun. Uluslararası kalkınmada anahtar inovasyonun problemi gerçekten anlamak olduğuna inanıyorum. Hayalgücünüzü kullanmak yeterince etkili değil.

3. Çalışmanızın önemli kısmını basit ve sade bir çözüm bulmaya ayırın. Leonardo da Vinci nin dediği gibi “Sadelik, karmaşıklığın en son noktasıdır” ve bu söz bu tür tasarımların anahtarıdır.

4. Kullanıcılarının kolayca anlayabileceği “Transparan teknolojiler” oluşturup yerel inovasyonu teşvik edin.

5. Ucuza yapın. Arkadaşım Paul Polak, meşhur bir sözü bu duruma uyarladı. “Satın alınabilirlik en önemli şey değildir, tek önemli olandır” ve bu sözde büyük haklılık payı var. Dünde sadece 2 dolar kazanabilen insanlar için tasarlıyorsanız önce mümkün olduğunca ucuza yapın, sonra daha da ucuzlatın.

6. Bir şeyi 10 kat daha ucuza yapmak istiyorsanız, malzemenin %90′ını çıkarmanın yollarını bulun.

7. Sadece tamamlanmış teknolojiler değil yetenekler sağlayın. Gelişmekte olan ülkelerde tasarımın şu anki devrimi, sadece çözümü sunmaktan ziyade, yardımlaşa oluşturmak, çözümü oluşturmak için gerekli becerilerin öğretilmesidir. Toplumu tasarım sürecine dahil ederek, halkı inovasyon için techiz etmek ve ürünün evrimine katkıda bulunmasına yardımcı olmak mümkündür. Bununda ötesinde, çok daha çeşitli sorunlarını çözmek için ihtiyaç duydukları yetenekleri kazanırlar. Güçlenirler.

Populer Mechanics’in Ağustos 2008 sayısında yayınlanacak olan Amy Smith ve öğrencilerinin Peru’da yaptıkları çalışmalara ilişkin bir yazısı bu linkte bulabilirsiniz.

Turkcell Teknoloji Merkezi açıldı

Haber, Yıldızlı Pekiyi Yorum yapılmamış »

Gelen haberlere göre “Telekomünikasyon ve bilişim alanında uzmanlaşmış Ar-Ge kadromuzla beraber dünya ölçeğinde “Ar-Ge”, “Teknoloji”, “İnovasyon” merkezi olma yolunda, en uygun ortam olan bir teknoparkta faaliyetlerimizi sürdürmeye karar verdik.” diyen Turkcell, Gebze TÜBİTAK-MAM Teknoloji Serbest Bölgesi’nde Turkcell Teknoloji adlı bir teknoloji şirketi kurdu. Şu an 250 civarında çalışanın bulunduğu ve 15 milyon dolar yatırım yapılan merkez, kısa bir süre içerisinde 500 kişiye ulaşacak. Ülkemizin inovasyon etkinliğine çok önemli bir katkı sağlayacağı kesin.

Türkcell CEO’su Süreyya Ciliv’in açılışta verdiği ropörtajı ve merkezden görüntüleri, aşağıdaki video’da bulabilirsiniz.

Bu arada, böyle büyük bir yapılanma ile 28 Şubat’ta resmi gazetede yayınlanan, 500 kişi ve üzerinde ar-ge personeli istihdamına ek avantajlar sağlayan ar-ge teşvik yasasının 3. maddesinden de istifade edebilirler.

“500 ve üzerinde tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli istihdam eden Ar-Ge merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan Ar-Ge ve yenilik harcamasının bir önceki yıla göre artışının yarısı, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesine göre kurum kazancının ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi uyarınca ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılır. Ayrıca bu harcamalar, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilir, bir iktisadi kıymet oluşmaması halinde ise doğrudan gider yazılır.”

(Ar-ge teşvik yasası yönetmelik metni ile ilgili sanayici görüşleri geçen ay yapılan bir toplantıyla alındı. Yönetmeliğin, incelenmek üzere, Sayıştay’da beklediği söyleniyor.)

Cnntürk: Singapur, Hindistan ve Türkiye inovasyon modelleri

Günlük, Strateji 2 Yorum »

CnnturkBu akşam Cnntürk’te 21:00′de başlayan Şirin Payzın’ın programının içeriği oldukça ilgi çekiciydi. Doğu modeli: Singapur ve Hindistan. Sabancı üniversitesi rektörü Prof. Dr. Tosun Terzioğlu, Ali Özgenç ve Radikal yazarı Uğur Gürses’in katıldığı programda konu Singapur, Hindistan gibi ar-ge gelişimi ile dikkat çeken ülkelerin kurdukları inovasyon modelleri ile ülkemizin kıyaslamasıydı.

BiopolisProgramda önce Hindistan ve Singapur’daki geleceğe hazırlık çalışmaları gösterildi. Singapur biyoteknoloji için çalışmalar yapılan Biopolis binasında firmalar, sanayi bakanlığı ve milli eğitim bakanlığının aynı yerde olması ve ortak strateji geliştirdiklerini görmek ilginçti. Bu binada yüksek lisanstan, doktora sonrası çalışmasına 10 yıllık bir dönemi kapsayan araştırmalar destekleniyor. Kanser araştırmaları gibi ilaç konusunda araştırmalar yapan singapurlular, buradan uluslararası ilaç ve biyoteknoloji firmalarına transfer oluyorlar. Burada bir Türk ile ropörtaj yapıldı. Alman bir meslektaşının bu çalışma ortamını çok övdüğünü bu yüzden geldiğini söyledi. Böyle bir cazibe merkezine çalışanların %22si Avrupadan geliyor.

Hindistan ise bilgi iletişim teknolojilerine yaptığı altyapı yatırımları ve genç, hırslı insan gücü ile dünyanın en büyük 3. ekonomisi olma hedefinde. Çin ise 2020 yılında hiç yoksul kalmaması için ar-ge ile geleceğe hazırlanıyor.

Akabinde stüdyoya dönüldü. Türkiye Singapur olur mu ile başlayan tartışmada inovasyonun tanımı yapıldı. Herkes Türkiyede tüm aktörlerin (hükümet, sanayi, akademisyenler) sanayi üniversite işbirliklerinin öneminin farkında olduğu, çalışmaların arttığı konusunda mutabıktı. Aynı zamanda son yıllarda ar-ge konusunda firmaların yaptığı projelerin arttığı ve Tübitak’ın başarılı çalışmalara imza attığı ifade edildi.

Peki bunlara rağmen neden somut sonuçlar görünmüyor?

Prof. Terzioğlu; Tübitak’ın son dönemlerde yapılan ve takdir edilen çalışmalarından biri olan doktora çalışması yapan akademisyenlere verilen aylık 1500 dolar burstan bahsetti. Ar-ge yapabilmek için doktora yapmış daha fazla araştırmacıyla ihtiyacımız olduğu muhakkak. Ancak yine Prof. Terzioğlu, üniversitede Yar. Doç. maaşınının bu bursun bile altında kaldığından bahsetti. Yine Eğitim harcamaları konusunda verdiği bilgiler şaşırtıcıydı. Avrupa esas alındığında GSMH’de oran olarak Finlandiya ile Türkiye eğitim harcamalarında birinci. Ama Türkiye hep bahsedilen kıt kaynaklarını yine yanlış politikalarla eğitim yerine ÖSS’ye hazırlanmak için harcıyor.

Ali Özgenç bütün dünyanın global bir pazara dönüştüğünü bunun ise şirketler için büyük fırsatlar getirdiğini söyledi. İnovasyona dayalı bir model oluşturup bu pazarda yer edinebilmek için tüm kuruluşlarımızın ahenk içerisinde odaklanarak çalışması gerekiyor.

Prof. Terzioğlu odaklanma için gerekli enstrümanlarımızın mevcut olduğunu ifade etti. 1963′te kurulan Tübitak gibi bir kuruluş bizim için büyük bir fırsat ayrıca btyk başbakan başkanlığında özellikle son yıllarda muntazam toplanıyor. Ancak çok ilginçtir ki bu önemli toplantıya devlet kuruluşlarından kavgalı olduğu için gitmeyenler bulunduğunu ifade etti. Önemli aktörlerin olmadığı piyesten yeteri kadar fayda gelmeyeceğini söyledi.

Tek tek bakıldığında ise inovasyonu doğuracak çok ciddi gelişmeler bulunuyor. Bilimsel makale sayısı yüzde olarak Çinden daha çok arttı. Tübitak teşviklerine başvuru sayısı arttı. Bunların tek başına yetmediğini ifade etti.

Bu vesileyle Sabancı Üniversitesindeki örneklerinden bahsetti. Örneğin sanayici ve malzeme mühendisliği yeni bir proje için önce işbirliği gizlilik anlaşması, proje anlaşması yapıyorlar. Araştırma ve Lisansüstü Politikalar Direktörlüğündeki proje yönetim ofisi koordine ediyor. Fikri mülkiyete büyük önem verdiklerini ifade etti. Yenilikçi araştırma projeleri ve sonuçlarının patentlendiğini ve bunların İnovent adlı firmaları vasıtasıyla ticari ilgi duyanlara pazarlandığından bahsetti. Hatta bu firmanın diğer akademisyenlerin patentlerini de ticarileştirme yönünde yardımcı olduğunu anlattı.

Radikal yazarı Uğur Gürses değişim konusundaki öneme vurgu yaparak farklılaşmanın artık şart olduğundan bahsetti. Bu doğrultuda kendini besleyen bir süreç olduğunu ama uzun vadeli planlar için geleceği planlayacak siyasetçilere düştüğünü ifade etti.

Son mesajlarda Ali Bey firmalara düşük katma değerli işlerden yüksek katma değerli işlere doğru kayma çağrısı yaptı. Katılımcılar Singapur gibi bir ada devlet gibi olmayan devletlerin bölgesel kümelenmeye önem verdiğini söylediler. Hindistanın meşhur yazılım bölgesi Bangalore, Çindeki motosiklet üretilen bölge gibi kümelerin başarısından bahsetti.

Haftaya aynı programda devlet yetkililerinin bulunacağı söylendi. Kendilerine şimdiden ne sormak istedikleri ifade edildiğinde katılımcılardan Prof. Dr. Terzioğlu, Prof. Dr. Cemil Arıkan’ın başkanlığında hazırlanan Ulusal İnovasyon Girişimini geliştirdiklerini, hükümete ulaştırdıklarını ifade etti. Bu girişim konusunda ne düşündüklerini sordu.
Ali Bey Çin, Hindistan gibi devlerle kalite-maliyet parametreleri ile rekabet zor görünüyor. İnovasyon ile nasıl başarabilirizi konusundaki planlarını sordu.
Uğur bey ise önümüzdeki 3-5 yıl değil 20 yıllık perspektif koyulması gerektiğini ifade ederek. Bu anlamda Türkiyenin geleceği için ne düşünüyorlar. Ayrıca bir şirket yöneticisi olsalar inovasyon konusuna nasıl bakarlardı diye sordu.

Programı sunan Şirin hanım Singapur gibi modellerde kültürel farklılıklara rağmen ortak çalışabilme, farklılıkları hoşgörmenin gerekliğini vurguladı. Program gündeme inovasyonu getirmesi bakımından çok güzeldi. Önümüzdeki haftaki programında ilgi çekici olacağını düşünüyorum.

Akabinde ise yine çok beğenerek izlediğim, Taha Akyol’un “Eğrisi doğrusu” vardı:) Dolu dolu programlar..

6. Sanayi Kongresi: Endüstriyel Teknoloji ve inovasyon

Haber 1 Yorum »

İstanbul Sanayi Odası tarafından 26-27 Kasım tarihlerinde düzenlenecek olan 6. sanayi kongresinin teması inovasyon. Konuşmacılar ve programı bu adreste bulabilirsiniz.

Türk buluşları IENA 2007′de

Haber Yorum yapılmamış »

IENA 2007NTV’deki Türk Mucit yarışması favorim “Devrilmeyen merdiven sistemi” ile Kanal D buluş yarışması finalisti “Yüksek Güçlü Lazer” ve Tübitak’ın yarışmasında ödül alan “Seramik Filtre Üretim Yöntemi” Türk Patent Enstitüsü‘nün desteği ile Almanya’nın Nürnberg şehrinde düzenlenen IENA 2007 fuarında sergilendi.

34 ülkenin 800 den fazla buluş ve yeniliklerinin sergilendiği ve dünyanın en prestijli fuarlarından olan IENA 2007 fuarı 01 – 04 Kasım 2007 tarihinde gerçekleştirildi. Üstelik “Devrilmeyen Merdiven Sistemi” adlı buluşu ile Serbest Kategoride Murat NURAL, Altın Madalya, diğer mucitlerimiz ise kategorilerinde gümüş madalya kazandılar. Bu güzel haber ile ilgili detayları Türk Patent Enstitüsü web sitesinde bulabilirsiniz.

Ar-ge faaliyetlerinin desteklenmesi kanun tasarısı

Haber, Yıldızlı Pekiyi Yorum yapılmamış »

Ar-geGeçtiğimiz Mart-Nisan aylarında gündeme gelen ancak seçim ve benzeri nedenlerle bir süreliğine ortadan kaybolan “ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI ” Maliye Bakanlığı tarafından Başbakanlığa gönderildi.

Bu kanun sadece yerli firmalarımızı ar-ge yapmaya özendirmeyecek. Aynı zamanda yabancı sermayenin yüksek nitelikli istihdam yaratması sağlanacak. Ar-ge’nin küçük bütçeler ve ekiplerle yürütüldüğünde önemli sonuçlar doğurmadığı ortada. Kanunun amaç kısmında da bu noktalara temas edilmiş. Şöyle deniyor:

Bu Kanunun amacı; ülke ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması için teknolojik bilgi üretilmesini, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılmasını, ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesini, verimliliğin artırılmasını, üretim maliyetlerinin düşürülmesini, teknolojik bilginin ticarileştirilmesini, rekabet öncesi işbirliklerinin geliştirilmesini, teknoloji yoğun üretim, girişimcilik ve bu alanlara yönelik yatırımlar ile Ar-Ge’ye ve yeniliğe yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye girişinin hızlandırılmasını, Ar-Ge personeli ve nitelikli işgücü istihdamının artırılmasını desteklemek ve teşvik etmektir.

Kanuna göre 50 ve üzerinde ar-ge personeli istihdam eden firmaların ilgili birimleri ar-ge merkezi sayılıyor ve buralara birçok vergi avantajı sağlanıyor. Mevcut ar-ge vergi indirimi payı %40′tan %100′e çıkarılıyor. Taslağa göz attığınızda teşvik ve indirimlerin göstermelik yapılmadığını, çok radikal destekler verildiğini görüyoruz. 24.9.07 tarihli son taslak metnini burada bulabilirsiniz.

Ar-ge kanun taslağı son günlerde aldığım en iyi haber ve tanık olduğum en heyecan verici gelişme…

İcat Çıkar

Haber 2 Yorum »

TEB tarafından düzenlenen ve “Yenilikçilik ve yaratıcılığınızı gösterebileceğiniz bir akıl fikir yarışması” olarak tanımladıkları İcat Çıkar, bugün banner reklamlarıyla dikkatimi çekti. Bankacılık veya finans sektörüne yönelik (leasing, faktöring, tüketici finansmanı, sigorta) yenilikçi fikirlerinizi hayata geçirmek için bir fırsat sunan yarışma, tüm üniversite öğrencileri ile 5 yıla kadar tecrübeli sektör çalışanlarına açık. Yarışmacılar için 10.000 YTL’den başlayan para ödülleri ile staj, eğitim imkanları mevcut.

Başvurular için son tarih 30 Kasım ve başvuru yenibiriş sitesinden yapılabiliyor.

USPTO, Amerikan Patent Ofisi ziyareti

Günlük Yorum yapılmamış »

USPTOBazı patentler ile ilgili inceleme raporlarındaki olumsuzlukları aşmak için inceleme uzmanlarıyla görüşmeler yapmak amacıyla, New Jersey’den kara yolculuğu yapıp, üç günümü Washington, DC’de geçirdim. Amerikan Patent Ofisi’nin Alexandria’daki yeni kompleksi, King St. metro istasyonu yakınında (mavi ve sarı hatlar geçiyor). Biri idari bina olmak üzere beş büyük binadan oluşuyor.

İdari binaya girdiğinizde, karışınıza History Channel’in Modern Marvels programı, invent now yarışma standı geliyor. Yarışma finalistlerinin buluş taslakları ve prototipleri burada sergileniyor (bir başka yazıda kısaca tanıtacağım). İdari binada (James Madison Bld.) yönetim ve temyiz kurulu gibi üst seviye birimler bulunuyor. Ayrıca giriş katında bir de icatlar müzesi mevcut.

USPTO Ana Bina

Jefferson binasında saat 9′daki ilk randevumuzda görüştüğümüz inceleme uzmanı, Türkiye ve Avrupa patent yaklaşımlarıyla kıyasladığımda ABD’yi nasıl bulduğumu sordu. ABD’de patent almayı zorlaştıran Supreme Court kararından bahsederek nasıl uygulanacağını oldukça merak ettiğimi söyledim. Basit bir örnek verdi ama ne Amerikalı meslektaşlarım ne de ben uygulamada bu kadar basit olmayacağından emindik. Çıkıştada uzun süre bu konuyu tartıştık.

Görüştüğüm Amerikan patent vekillerinin çoğu, patent kanunları uygulamalarının bir sarkaç gibi bazen mucitlerin avantajını, bazen toplumun çıkarlarını gözetecek şekilde değiştiğini söylüyor. Son yıllarda bu uygulamaların, -buluş kalitesini yükseltmek bahanesiyle- mucitler için dezavantajlı bir hale geldiğini söylüyorlar. Durumdan rahatsız oldukları belli. İki hafta önce açıklanan ve patent alma ile ilgili hususları düzenleyen yeni kuralların çokluğu (istem sayısından, yeni continuation şartlarına) ve uygulama zorluğu da Amerikan patent vekilleri için hayal kırıklığı içeren bir sürpriz oldu.

BuluşlarDiğer binalarda görüştüğümüz inceleme uzmanlarından biri evinden çalışıyor ve haftada bir gün PTO binasına geliyor. İnceleme raporları üzerinde yaptığımız tartışmalar esnasında evden çalışma fikrinden çok memnun olduklarını gördüm. USPTO için de önemli bir tasarruf sağlıyor.

Mucitleriyle her zaman övünen ve buluşlarıyla yükselmiş bir ülkede, binlerce kişinin çalıştığı patent ofisinin, milyar doların üzerinde yıllık gelire sahip olması ve televizyona her göz attığımda icat veya patentlerden bahseden programlara rastlıyor olmam doğal olmalı.

Mucitler için alet çantası - I) Gizlilik sözleşmeleri

Eğitim Notlarım, Strateji Yorum yapılmamış »

MucitlerBu başlıkla yayınlayacağım yazılar teknik alet çantanız veya atölyenizin düzeninden ziyade, buluşunuzu kârlı bir işe dönüştürme yolunda ihtiyacınız olan bilgileri içerecek. İlk başlığı tekerleği yeniden icat etmemeniz için yapmanız gereken patent araştırmalarına ayıracaktım. Ancak gizlilik konusu ülkemizdeki bilinç seviyesi ve hassasiyetler göz önüne alındığında ilk sırayı hak ediyor. Zira elinizdeki fikri peşinen ziyan etmenizin ardından ne yaptığınız pek önem arz etmeyecek.

Gizliliğin hangi başlıkları içerdiğine ve gizliliği sağlamak için neler yapmanız gerektiğine başlamadan şunu belirtmek istiyorum. Bu bölümde yer alan yazılar, 7 yıllık profesyonel patent vekilliği geçmişimde edindiğim tecrübe ve bilgilere dayanıyor ama şahsi fikirlerimden ibaret. Özel durumlarınızda, her zaman bu konularda uzman bir firma veya avukat desteğinde ilerlemenizde fayda var.

GizlilikAklınızdaki parlak bir fikri buluşa dönüştürmenizin ardından, ticarileştirme çalışmanızda ister kendi başınıza hareket edecek olun, isterseniz bir finansör arayışına girin ilk yapmanız gereken buluşunuzu gizli tutmak ve yeniliğini öldürmemek. Zira her halükarda buluşunuzun ticari olarak pazarlık konusu haline gelebilmesi için bir patent başvurusu yapmanız gerekiyor. Patentlenebilirlik kriterlerinden ilki ise yenilik (novelty) yani buluşunuzun tekniğin bilinen durumuna dahil olmaması.

Avrupa patent sözleşmesine göre tekniğin bilinen durumu “avrupa patent başvuru tarihinden önce, yazılı veya sözlü açıklama, kullanım veya herhangi bir diğer yol vasıtasıyla umuma sunulan herşeyi kapsar.” Bu tanım oldukça geniş. Yani buluşunuzu, size bir rüçhan (öncelik) hakkı sağlayacak patent başvurusu yapmadan önce, aranızda gizlilik sözleşmesi olmayan birilerine şifahen dahi açıklarsanız, tekniğin bilinen durumuna sokmuş; yani yenilik şartını sağlayamamış ve patent alamayacak bir buluş haline getirmiş olabilirsiniz. Bu durum buluşunuzu artık herkesin serbestçe kullanabileceği anlamına gelir.

Gizlilik sözleşmesiBu tehlikeli duruma düşmemek için buluşunuzun resimlerinin çizilmesinde, prototiplenmesinde veya büyük firmalara pazarlanmasında görüştüğünüz kişilere açıklamadan önce buluşunuzu onlara aranızda kalması şartıyla açıkladığınızı ifade eden bir gizlilik sözleşmesi imzalatmalısınız.

Sıkça karşılaştığım bir durum mucitlerin buluşlarını yazıya dökerek bir notere tescil ettirmesi. Bu durum buluşunuzu patentlemediğiniz sürece bir başkasıyla paylaşmanız halinde tekniğin bilinen durumuna düşmekten kurtaramayacak. Türkiye ve A.B.D.’de kanunlarla buluşunuzu kendi ifşanızdan sonra bir yıllık patent başvurusu süresi tanınmış olsa da Avrupa patent sözleşmesinde böyle bir hak verilmemiş (fuar rüçhanı ve kötü niyetli kişilerin açıklamaları hariç). Çok dikkatli olmanız gerekiyor.

Yakında bu yazı ekine model olarak ekleyeceğim bir gizlilik sözleşmesi olacak. Acil ihtiyacı olan mucitler şahsen ekrem@inovasyon.com dan talep edebilir. Yol göstermesi bakımından gizlilik sözleşmenizde neler bulunması gerektiğini kısaca listeliyorum:

* Sözleşmenin tarafları, adresleri;
* Nelerin gizli tutulacağına dair bir tanımlama, gizli tutulacak bilgilerin listelenmesi. Modern gizlilik sözleşmeleri tipik olarak hangi unsurların koruma kapsamında olduğunu, varsa yayınlanmamış patent bilgileri, know-how, şemalar, finansal bilgiler, sözlü tanıtımlar, iş planınız vb. bilgileri içerebilir.
* Nelerin gizlilik kapsamında istisnai durumlar oluşturacağı. Genellikle aşağıdakilerden biri oluştuğunda gizlilikle ilgili sınırlamaların geçersiz sayılacağı:
o bilgiyi alan tarafın materyallerle ilgili daha önceden bir bilgiye sahipse
o bilgiyi alan bir başka kaynaktan materyallerle ilgili bilgi edinmişse
o materyaller zaten tekniğin bilinen durumuna dahilse veya
o celpnameye, ör. tanıklık, konu ise. Her halukarda celpname genellikle aşağıdaki hususları geçersiz kılamaz;
* milli güvenliği tehdit edecek veri transferini kısıtlayıcı maddeler;
* gizliliğin süresi (yıl olarak), gizlilik zaman periyodu;
* sözleşmenin bağlayıcılık süresi (yıl olarak);
* tedbir kararının kaldırılması için izin;
* alıcının gizli bilgiyle ilgili zorunlulukları, genellikle aşağıdaki zorunlulukların bazı versiyonlarını içerir:
o verilen bilginin sadece sıralanmış nedenler için kullanılması;
o bilginin söz konusu nedenler için sadece bilmesi zorunlu insanlarla paylaşılması;
o bilginin alıcı tarafından kendi benzeri gizli bilgilerini koruyor gibi gizli tutulması için her türlü önlemin alınması ve
o bilginin zorunlu olarak paylaşıldığı diğer taraflarında kullanımının, açıklamasının ve gizli tutma konusundaki güvencesinin aynı zorunluluklara tabi olması
* izin verilen ifşa durumları - örneğin kanun veya mahkeme kararı gereklilikleri.

TaklitYeni bir buluşa imza atan kişilerin, büyük bir heyecan ile bunu diğer kişilerle paylaşma isteği duyduklarını çok iyi biliyorum. Ama buluşunuzun bir değere dönüşebilmesi için gizli tutulması gerektiğini, paylaşımlarınızda önce gizlilik sözleşmesi imzalatmanız gerektiğini, aksi durumda size hiç bir yarar sağlamayacağını lütfen sakın unutmayın. Buluşunuzla ciddi olarak ilgilenen bütün profesyoneller zaten bu tür bir talep yapmasanız bile size hatırlatacaklardır. Kötü niyetli kişilere karşı dikkatli olmanın buluşu yapanın görevi olduğunu lütfen unutmayın.

Bilim ve Teknoloji Bakanlığı

Haber, Yorum Yorum yapılmamış »

TeknolojiBugün Dünya Gazetesinde oldukça ilginç bulduğum bir haber gözüme çarptı.

İSTANBUL - Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Başkanı Faruk Eczacıbaşı, bilim ve teknolojiden sorumlu devlet bakanlığı kurulmasının, bilgi toplumu olma yolundaki Türkiye’ye büyük güç katacağını belirtti.

Eczacıbaşı, yaptığı yazılı açıklamada, bilişim sektörünün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeni kurulacak hükümette bilim ve teknolojiden sorumlu bir bakanlığın yer alacağına” ilişkin açıklamasını büyük bir heyecanla karşıladığını ifade etti.

Bu gerçekten heyecan uyandıran bir haber. Ülkemizin hızla ilerlemesi, bilimsel çalışmaları akılcı politikalarla yönetilip, inovasyona dönüşecek yeni teknolojiler geliştirmemize bağlı.

PICMET 2008

Haber, Strateji Yorum yapılmamış »

PICMETPICMET (Portland International Center for Management of Engineering and Technology) konferansları mühendislik ve teknoloji yöneticileri arasında dünya çapında bir üne sahip. Prof. Dr. Dündar Kocaoğlu tarafından yönetilen bu prestijli organizasyon 2006 yılında Global gelecek için teknoloji yönetimi başlığıyla İstanbul’da gerçekleştirilmişti. Orada tanıştığım ve “Teknolojiyi İşbirliği Ağları içinde Yönetmek” kitabını hediye eden Sabancı Üniversitesinden değerli hocamız Doç. Dr. Dilek Çetindamar tarafından geçtiğimiz günlerde iletilen duyuruyu sizlerle paylaşmak istedim.

PICMET ‘07 konferansı Hilton Portland ve Executive Tower’da 5-9 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirildi ve önemli bir başarı sağladı. Etkisinin dünya çapında hissediliceğinden eminiz. 50 ülkeden katılan ve makaleler gönderen, inceleyen, tavsiyelerini bildiren ve konferansa katılan, konferans esnası ve sonrasında değerli girdiler sağlayan bini aşkın meslektaşımıza içten teşekkürlerimizi sunarız.

Şimdi bir sonraki PICMET konferansına hazırlanma zamanı.

PICMET ‘08′in 27-31 Temmuz tarihlerinde Güney Afrika, Cape Town’da bulunan Westin Grand Hotel’de yapılacağını bildirmekten memnuniyet duyarız. Gelecek yılın PICMET başlığı “Sürdürülebilir Ekonomiler için Teknoloji Yönetimi”. Detayları kısaca PICMET sitesinde bulabilirsiniz. Özetlerin gönderimi için son tarih 30 Kasım 2007. En fazla 200 kelime uzunluğundaki özetleriniz, aşağıdaki beş sunım kategorisinden birine ait olmalıdır:

1. Araştırma yayını: Devam eden veya tamamlanan teknoloji yönetimi araştırmaları
2. Uygulama yayını: Teknoloji yönetiminde örnekler, sanayi uygulamaları, başarılı ve başarısız stratejiler.
3. Tartışma paneli: Soru/Cevap bölümünün takip ettiği 3-4 panelistin kısa sunumu
4. Oturum: Farklı yazarlardan bir konuyu çeşitli açılardan ele alan üç yayın
5. Kılavuz: Teknoloji yönetiminde kritik başlıkları içeren bilgilendirici sunum

Bu arada PICMET’te sunulan bütün yayınları internet sitesinden temin edebilirsiniz. Yayınlar, teknoloji yönetimi ve inovasyon ile ilgili gerçek birer hazine değerindeki akademik çalışmaları içeriyor.

Mühendis zekası

Günlük 6 Yorum »

Melih Aratİnovasyon sürecinin ağır işçileri mühendisler için güzel bir iki hikayemiz var. Köşe yazılarını sürekli takip ettiğim Melih Arat’ın bugünkü köşe yazısını sizlerle paylaşmak istedim. (İzin verdiği için teşekkürler!)

“Mühendis mantığı diye bir şey olduğu kabul edilir ve bazen mühendisler yaklaşımlarından ötürü eleştirilirler; bazen de övülürler.

Eğer eleştiriliyorsa, “İşte mühendis kafası” denir; övülüyorlarsa “İşte mühendis zekası” denir. İşi zeka kısmından ele alarak bir iki mühendis fıkrası paylaşacağım, hepimize biraz bulaşsın diye…

Bir öğretmen, bir doktor ve bir mühendis golf sahasının kenarında, sahanın boşalmasını beklemektedirler. Mühendis: “Bu adamlar ne yapıyor böyle, 15 dakika önce bitirip sahadan çıkmaları gerekirdi.” Doktor: “Bilmiyorum, ama yaptıkları büyük bir terbiyesizlik.” Öğretmen: ” Üstelik çok isabetsiz oynuyorlar. Vurdukları hiçbir top deliğe girmiyor. İşte görevli geliyor, onunla konuşalım.” Görevli: “Kusura bakmayın. Sahadakiler, kör itfaiyeciler. Kulübümüzde geçen sene çıkan yangındaki dumandan gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman burada ücretsiz oynamalarına izin veriyoruz.” Öğretmen: “Ne kadar üzücü, eğer çocukları varsa onlara ücretsiz ders verebilirim.” Doktor: “Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaşlarla konuşup onlar için bir şeyler yapabilir miyiz diye bakacağım.” Mühendis: “Bu adamlar gündüz değil de, neden geceleri oynamıyorlar?”

Basit bir bakış açısı değişikliği sonuçları olduğu gibi değiştirebiliyor.

Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir mühendise bir kırmızı top verip bunun hacmini nasıl bulacaklarını sormuşlar. Matematikçi, bir mezura ile etrafını ölçüp, çevre uzunluğundan hareket ederek formülle yarıçapını hesapladıktan sonra diğer bir formülle yarıçapından hacmini bulacağını söylemiş. Fizikçi ise topu suya batırıp yer değiştiren suyun hacmini ölçerek topun hacmini bulabileceğini söylemiş. Top son olarak mühendisin eline verilmiş, mühendis topu şöyle biraz çevirip bakmış ve sonra, “Bana kırmızı toplar katalogunu bulun.” demiş.

Bazen sorunların çözümü yazılı olarak bir yerlerde duruyor olabilir. Bilgiye erişip bakmak öncelikli olabilir.

Adamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir:

- Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim.” Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir:

- Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım ve seninle evlenmeye hazırım.

Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar.

Kurbağa yalvarmaya başlar

- Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle evlenirim.

Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar.

Sonunda kurbağa dayanamaz:

- Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen seninle evleneceğimi söyledim. Neden beni öpmüyorsun?

Sonunda adam konuşur.

- Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor.

Gerçekten de evleniyoruz; çocuk yapıyoruz; dünya işlerine karışıyoruz. Bu dünyadaki birçok ilginç şeyi de bu sırada ıskalıyoruz. Dünya tarihi, aşkların, evliliklerin ya da yapılan çocukların tarihi değil, bir şey bulan ve bir şey yapan insanların tarihi. Dünyadaki ilginç şeyleri ıskalamamanız dileğiyle.”

Anayasa, inovasyon, patent

Günlük, Yıldızlı Pekiyi 2 Yorum »

ABD Anayasa

Meclis…ABD’nin genel refahını sağlamak için…eser sahipleri ve mucitlerin, inhisari hak sağlamak suretiyle eser ve icatlarını sınırlı sürelerde güvence altına alarak, bilim ve faydalı eserlerin ilerlemesine teşvik etme…yetkisine sahiptir.

“The Congress shall have power to…provide for the common defense and general welfare of the United States…To promote the progress of science and useful arts, by securing for limited times to authors and inventors the exclusive right to their respective writings and discoveries;”

Exclusive rights to Inventors

Bu okuduğunuz satırlar 1787′de hazırlanan ve hala geçerliliğini sürdüren ABD anayasasının 1. maddesinin 8. fıkrasına ait. Anayasanın 1. maddesinde meclise, inovasyon ile halkın refahını sağlamanın yolunu açması için patent kanunları çıkarma yetkisi veriyor.

ABD’nin bugünkü gelişmişlik seviyesine ulaşmasını sağlayan yeni buluşlardan, patent ofisi tarafından ilk kabul edilen 13 Temmuz 1836 tarihli patent yayınını da burada bulabilirsiniz.

Dünyayı kurtaracak fikirlerinize 500.000 Euro

Fırsat, Haber 1 Yorum »

PICNICHaber az önce springwise’dan geldi: PICNIC Green Challange

İklim değişikliklerine karşı çözümler üretecek kreatif, yenilikçi beyinlere çağrı. Sera etkisi oluşturan gazların salınımını azaltacak veya veya sürdürülebilir yaşam tarzı sağlayacak tüketici dostu ürün/hizmetlerle ilgili fikirleri olanlar için güzel bir yarışma. Her başvuru, fikrini 2 yıl içinde konseptten hayata geçirebilecek sağlam bir plana sahip olmalı. Fikri hayata geçirmesi için gerekli 500.000 Euro ve iş liderlerinden koçluk ile potansiyel müşteri listesi kazananın hediyesi olacak.

Ancak acele etmeniz gerekiyor. Son başvuru tarihi 30 Ağustos!
Daha detaylı bilgi için adres: http://www.greenchallenge.info/
Jüri üyeleri:
* Richard Branson, The Virgin Group
* Avery Baker, EVP Global Marketing and Communications Tommy Hilfiger
* Steve Howard, CEO of The Climate Group
* John Thackara, CEO of ‘Doors of Perception’
* Liesbeth van Tongeren, Executive Director of Greenpeace Netherlands
* Eckart Wintzen, Founder of Ex’tent Green Venture Capital

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in