İş Bankası, inovasyon için Çin’e gidiyor

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, dijitalleşmenin bütün sektörleri etkileyecek kuvvette bir trend olduğunu belirterek “Daha çok zaman alır, bu imar bizim araziye daha sonra gelir’ diyen, en çok zarar görebilecek olan, ona aday olan taraf olur” dedi.

 

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Silikon Vadisi’nin ardından şimdi de Çin’e bir inovasyon merkezi açmak için çalıştıklarını söyledi. Adnan Bali, Çin’de de bir inovasyon merkezi açacağız” dedi. Bali ayrıca, bu konuda teşvik veren ülkeleri merkeze alarak; Londra, Hindistan ve İsrail’deki girişimleri izlediklerini de anlattı.

Webrazzi Summit’te konuşan İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bundan birkaç yıl önce, oradaki iklimi solumak için, Silikon Vadisi’nde bir inovasyon merkezi kurduklarını anlatarak “Bunun güzel sonuçlarını almaya başladık. Orada nelerin üretildiğini, ne yapıldığını önümüzdeki günlerde göreceğiz” diye konuştu.

Kolektif House’da bir Workup programındaki tek banka olduklarını da kaydeden Bali, şu açıklamaları yaptı: “Softech’in altında şu anda finansla ilgisi olmayan lojistikten sağlığa kadar yürüyen birçok projeler var. Bunlar bir süre sonra fiile intikal edecek. Çin’de de bir inovasyon merkezi açacağız. Çünkü orası ayrı bir eksen… Belki Hindistan… Londra verdiği teşviklerle bu alanda önde bir yer olmaya başlıyor. İsrail bir taraftan. Bunların hepsine odaklanmamız, buralardan beslenmemiz gerekiyor. Bu anlamda gerek bu ülkede gerek bunun dışında ortaya çıkan bütün bu girişimlerle yakından ilgili ve yatırım yapmaya hazır bir tarzda bir bakışımız var.”

“Bu imar bizim araziye daha sonra gelir diye düşünmeyin”

Dijitalleşmeyi, ‘aracısızlaşma’ olarak gördüğünü belirten Adnan Bali, bunun da ilk ürünü sunan ile son kullanıcı arasındaki mesafeyi daraltığına işaret etti. Dijitalleşmenin bütün sektörleri, iş kollarını etkileyecek bir trend olduğunu düşündüğünü kaydeden Bali, “Yani ‘daha çok zaman alır, bu imar bizim araziye daha epey süre sonra girer’ diyen, benim kanaatimce en önce zarar görebilecek olan, ona aday olan taraf olur. Görmek lazım. Trend değişiyor. Toplumun her yerini etkileyecektir” dedi.

“Londra’da gözaltı kararlarını artık ‘yapay zeka’ veriyor”

Uzlaşmazlık devam ettiği sürece yaşayacak bir meslek olarak hukukta, meslek erbaplarının mevzuatı ve emsal kararları tarayarak değerlendirme yaptığını hatırlatan Bali, teknolojinin artık tüm mevzuatı ve kararları tarayabilecek noktaya geldiğine işaret etti. Bali, “Londra’da şu anda gözaltı kararlarının yüzde 30’dan fazlasını yapay zekâ veriyor. Bu şu demek? Bir süre sonra standart kararlar bilgisayarlara, bu tür programlara, yazılımlara, standart dışı kararlar giderek o mesleğin mensuplarına, o da giderek yavaş yavaş yapay zekâya doğru dönüşecek. Dolayısıyla dijitalleşmeyi bu anlamda bir sektör, bir meslek grubuyla sınırlı değil, topyekûn değiştirici, dönüştürücü bir eğilim olarak görüyorum” dedi.

“Lisans nasıl teknolojiye direnebilir?”

Bugün dijitalleşmenin getireceği değişme direnebileceğini düşünen kurumlar olduğuna da değinen Bali, şu açıklamaları yaptı:

• Kendi meslek kolumdan örnek vereyim. Deniyor ki ‘bizim lisansımız var, bankacılık lisanla yapılıyor, lisansı olmayanlar yapamayacağı için biz bu işi yapmaya devam ederiz.’ İnanamıyorum. Yani lisans nasıl teknolojiye direnebilir ki? Bu ülke yasası, kanunu olmadan sayısız özel radyo gördü. Bir trend başladığı zaman fiili hayat, onun önünde durmak mümkün değildir. Aynı dönüşümü yaşamak zorundasınız.”

“Teknoloji, güvenliği de sağlar”

• Bankacılıkta, hatta başka yerlerde de ileri sürülüyor; ‘hizmeti en güvenli biz sunuyoruz, müşteri güvenliğini, biz sağlıyoruz. Mesela yaptığınız düzenlemeler, kurallar bir blockchain teknolojisinin yarattığı güven hissinden daha mı yüksektir acaba? Teknoloji bal gibi güvenliği de sağlar, hepsini de sağlar. Sizin güvenlik sistemleriniz de demode kalabilir.

• En önemlisi de insanoğlu ergonomi, kolaylık arar. Televizyonların uzaktan kumandasını da yapan budur, arabalar da budur, bugünkü dijitalleşmenin getirdiği olanaklar da budur. Onun için siz kolaylığın sunulduğu bir yerde, ‘kolaylığı o kadar sunamıyoruz ama çok güvenli hizmet veriyoruz’ diyerek, hizmet kalitesinin düşüklüğünü tolere ettiremezsiniz.

“Büyük şirketler hantallaşıyor”

• En önemlisi; iş modelimizi değişen bu dinamizm karşısında sürekli yenilemek. Büyük şirketler biraz deyimim yerindeyse hantallaşıyorlar. Yani startup’ların, fintek’lerin bu başarı hikayeleri yazılırken dikkat ederseniz en önemli şey onların esnek olmaları. Biraz yasadan, kuraldan, kanundan da gelen işler de oluyor. Deyim yerindeyse işletmeler kibirli hale de geliyor. ‘Ben zaten yapıyorum, ben başarıyorum’ gibi bir şey…

• Kibirle ilgili güzel bir örnek Facit… Kollu bir makine… Sanat eseri gibi bir şeydi… Bu aleti üreten firma o kadar artık nobranlaşmış, kibirli hale gelmiş ki bunun bir alternatifinin olabileceğini, bunun ikame edilebileceğini asla var saymıyor. Bu trendler öyle hızlı değişir ki…

Tipik bir örnek daha… Geçen yüzyılın başında Amerika’da en karlı ve sürdürülebilir iş araştırması yapılmış. Bu işlerden biri, buz fabrikası. Fabrika, buzları büyük kalıplar halinde üretiyor, sonra parçaları kesiyor, hanelere, hastanelere dağıtıyor. O gün o işi yapanların hiçbiri küçük ünitelerle evlerimizde buz üretebileceğimizi varsaymadılar. Hiç öyle bir şey düşünmediler. Öyle hızlı değişim olur ki birden bire buz gibi erir gider.

Bir mühendis, bir psikolog, bir doktor, bir işletmeci…

İnovasyonu, çapraz disiplinlerin yaptığı geliştirmeler olarak gören Bali, bunun havacılık endüstrisindeki bir keşfin, tıptaki bir ihtiyacı karşılaması örneğini verdi. Hafta sonu yaşadığı bir örneği de paylaşan Adnan Bali, “Oğlum Koç Makine Mühendisliği’nde okuyor. Teknik çizim dersi için bir ödev yapıyorlar. İkinci el motosiklet, çok eski, bu motosikleti dört mühendislik öğrencisi dağıtacaklar. Bizim öğrenciliklerimizde bu işler böyle vaka deneyimleriyle olmuyordu.

Aklıma şu geldi; ‘bunu dört mühendislik öğrencisi yapacağına bir psikoloji öğrencisi, bir işletme öğrencisi, bir tıp öğrencisi, bir de mühendis bir arada yapsaydı aynı vakanın üzerinden kim bilir birbirinize neler aktarırdınız? Kim bilir ayrı ayrı fark bildiklerinizi başka alanlara nasıl uyarlardınız? Bunu ben hocanızla konuşacağım’ dedim. Bu hafta başında Koç Üniversitesi Rektörü Ümran Hoca’ya bir mail attım. Stanford kökenli, yeniliğe, değişime açık bir insan… Hemen mühendislik dekanına maili CC’leyip, bu çocukları da cesaretlendirip bunu böyle yapabilir miyiz? Bu, tek başınıza kafanızı kuma gömüp bir ofisin içerisinde bir iş yapma mantığının en ekstremdeki diğer ucu işte… O motosikleti bir insan kullanacak. Motosikleti kullanırken dokunduğu her yer, vücut kimyası, kendini ergonomik hissedip hissetmediği, güvende hissedip hissetmediği bir mühendise bırakılamaz” dedi.

Çağımızın insanı kendisine özel bir dokunuş istiyor

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılıkta, manuel çalışılan dönemlerde bir müşterinin sadece o bankadaki bilgilerine ulaşabiliyorken ilerleyen dönemlerde tüm bankadaki bilgilerine ardından tüm sektördeki bilgilerine erişebilir hale gelindiğini de anlattı.

Bugün geldiğimiz noktada müşterinin sosyal medya hesaplarından alışveriş yaptığı marketteki bilgilerine kadar geniş bir ‘big data’ya ulaşmanın mümkün olduğunu dile getiren Bali şöyle devam etti:

“Eskiden tek tek dataya sahip olmadığımız için, işleyemediğimiz için müşterileri grupluyorduk. Nasıl grupluyorduk? Üniversiteliler, gençler, KOBİ’ler, memurlar, çiftçiler gibi. Çünkü o grubun tamamı aynı. Aynı karakteri gösterir. Sizin de onu ayrıştırma yeteneğiniz yok. Şimdi ise bunları kristalize ediyoruz. Şurası çok önemli; çağımızın insanı kendisine özel bir dokunuş istiyor. Mutlaka ona özel bir dokunuş… Tipik bir örnek vereyim; biz zamanında müşterilerimizin Bankamatik’lerden doğum gününü kutluyorduk. Acayip teşekkür mektupları alıyorduk. Şimdi aynı nedenle tenkit alıyoruz. ‘Siz bana nasıl suret muamelesi yapıyorsunuz. Ne demek o?’ diyor. Çünkü artık toplum şöyle bir şey değil: ‘merhaba asker, hepsi de topluca sağol’ diyecek. Yok, öyle bir şey… Tek tek herkese ayrı hitap etmeniz gerekiyor. Dijitalleşmeyle, büyük veriyi kullanır, oradaki ilişkiyi teknoloji sayesinde bire bir ilişkiye dönüştürebilirseniz, kalan, artan zamanınızda en kaliteli hizmeti en butik alanlarda verebilme imkânı bulursunuz. Şu anda yapmaya çalıştığımız dönüşüm bu.”

 

Dünya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir