Patent Ödül Töreni

Aşağıda bahsettiğim 2009 Türk Patent Ödülleri töreninden ve bir önceki gün katıldığım arge merkezi sertifika denetimi ile ilgili birkaç gözlem ve eleştirimi paylaşacağım.

Yeşilköyden 7:10 uçağı ile 8:30 gibi Esenboğa havalimanına vardım. Ankara büromuzdan Aziz Bey ile Sabiha Gökçenden gelen Bay Klein’ı karşıladım ve ödül töreninin yapılacağı  Sheraton Otele geçtik. Ödül töreninin yapılacağı salon büyük olmasına rağmen fazlasıyla doluydu. İlk 5-6 sıra ödül alacaklar ve bürokratlara aitti. Konuklar oturacak yer bulma konusunda biraz sıkıntı yaşadılar.

Hükümetten ve bürokratlardan en üst düzeyde kalabalık bir katılımcı topluluğu vardı. Sn. bakan Kürşat Tüzmen ile ayaküstü görüşerek yerimize geçtik. Görebildiklerim bakanlardan Sn. Mehmet Şimşek, Mehmet Aydın bulunuyordu.

TPE adına başkan Prof. Dr. Habip Asan konuştu. Ardından sayın başbakan konuşması ile yeni buluşların, tasarımların ve markaların tescili ile elde edilen fikri hakların gelişen Türkiye için neler ifade ettiğini, neden bu kadar önemsendiğini çok güzel bir şekilde ifade etti. Etkileyici bir konuşma olduğunu itiraf etmeliyim. Türkiyenin ekonomik gelişmesiyle artık kabuğuna sığamadığını, yeni demokratik ve gelişmiş Türkiye’nin hukuki alt yapısını oluşturmanın zorunluluğunu vurguladı. Marka ve tasarım tescili ile ilgili yeni kanunların meclise sevkedildiğini, patent kanunu üzerinde ise başbakanlıkta çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Şahsen patent kanunundaki bu gecikmeyi yadırgıyorum. Hükümetin en üst düzeyde katılımıyla patent ödülleri veriliyorken hukuki altyapının hala bir kanun hükmünde kararnameye dayanıyor olmasına anlam vermekte zorlanıyorum.

Ödül töreninde Türk Patent Enstitüsüne yapılan ulusal patent sayılarından elde edilerek ortaya çıkan patent ligi 1.si olan Arçelik adına ödülü Koç Holding  CEO’su Bülent Bulgurlu aldı. Hemen ardından ikincilik ödülünü, patent departmanının kurucusu olduğum, BSH Ev Aletleri adına şirketin CEO’su Norbert Klein sayın başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın elinden aldı. 3. olan Ford Otosan’ın ödülünü yine Bülent Bulgurlu kabul etti.

Ardından bir ödül enflasyonu ortaya çıktı. Türk Patent Ödüllerinde ulusal patent liginde yer alan firmaların ödüllendirilmesi beklenir. Ama fotoğrafta da göreceğiniz üzere 30′dan fazla ödül alan var. Vakıfbank’tan RTÜK başkanına, ödül alanları seçen jüri adına ödül alan jüri başkanına, ödül törenini görüntüleyen firmadan bir mermer firmasına kadar herkese ödül vermeye kalkılınca sayın başbakanı oldukça yorduklarını söylemeliyim.

Üstelik bu durum, yeni buluşlarıyla patent üreten firmaların bir anda kalabalık arasında sıradanlaşmalarına neden oldu. Patent ödüllerinde patent üreten ülkemizin güzide kuruluşlarının yöneticileri aile fotoğrafında bile görünmeyecek kadar küçüldü. Sahne ödül alanlara dar geldi. Bu durum ödülün “firmaları buluş yapmaya motive etmek” olması gereken anlamını, “patent kavramının popülerleşmesine katkıda bulunulması” olarak değiştirdiğini, ayrıca marka başvurusu yapanlara patent ödülü verilmesi ile  “markaların patentlenmesi” gibi yanlış algıların, kavram karışıklıklarının ülkemizde kalıcı ve düzeltilemez şekilde oturmasına neden olacağını söylemeliyim.

Çetin seçim sürecinden sonra Avrupa Patent Ofisinin başına geçen Benoît Battistelli de ödül töreninde bir konuşma yaptı. Hiçbir Avrupa ülkesinde patent konusunda hükümetlerin bu kadar üst seviyede bir ödüllendirme yapmadıklarını, bunu çok ilginç bulduğunu ve takdir ettiğini ifade etti.

İlginç buluyor olması, gelişmiş ülkelerde rekabette ayakta kalmak için yeni buluşlar yapılmasının ve bu buluşların pazarda tekel oluşturacak şekilde patentlenmesinin firmalar için bir nevi hayatta kalma şartı olduğundan hükümetin bu konuda firmaları itiyor olmasından ziyade firmaların bu konuyu sürüklüyor olması. Ancak ülkemizde buluşlar ve bunların korunması ile rekabet avantajı elde edilmesinin gerekliliğine yönelik bir inanç, bu tür tanıtım ve cesaretlendirme organizasyonları ile hükümetin itici güç rolü üstlenmesi ile ortaya çıkabilir. Bu nedenle bu ödül törenini desteklemesi nedeniyle hem sayın başbakana hem de Türk Patent Enstitüsü yetkililerine milli inovasyon sürecine katkıları nedeniyle teşekkür etmek gerekir.

Diğer yandan organizasyonu yapanların, patent ödüllerini en çok patent başvurusu yapanlara verilmesi, diğer kişilere teşekkür etmek gerekiyorsa başka yollarla da bunun yapılabileceğini söyleme ihtiyacı hissediyorum. Zira ünlülere bu ödülü vermenin tek etkisi, patent ödülünün basının magazin sayfalarında yer alması oldu. Halbuki ekonomi gazetelerinde tek bir haber göremedim. Ayrıca marka başvurusu yapan firmalara patent ödülü verilmesi yüzünden ulusal gazetelerde  bu konuda örneğin “Eti patent altın ödülü aldı” haberleriyle karşılaştım. Bildiğim kadarıyla geçen yıl Eti’nin birçok yeni ismi marka olarak tescil ettirmiş olmasına rağmen ulusal patent başvurusuna konu olan bir buluşu yok.

Bunların dışında, bir önceki gün katıldığım arge merkezi sertifikası değerlendirmesiyle ilgili de birkaç hususu paylaşmak istiyorum. BSH Ev Aletleri benim de dâhil olduğum bir çalışma grubunun katkılarıyla ar-ge teşvik yasasından istifade eden arge merkezlerinden ilk sertifika alan kuruluş oldu. Hâliyle ilk denetlemeyi geçiren oldu. Denetleme esnasında firmamızın vergi müdürü Sn. İbrahim İndirkaş’ın sunumunda çok ilgi çeken tespitleri vardı. Arge teşvik yasasında arge harcamalarının tamamının kurumlar vergisinden düşüleceği söyleniyor olsa da gelirler idaresi başkanlığının çıkardığı yönetmeliğe göre gerçekte sadece %20si inebiliyor. Ayrıca SSK işveren payı borcu olmayan firmalardan %15 alınıyorken arge merkezlerinde bu oran %10. Yani büyük bir indirim olduğu söylenemez. Ortaya çıkan vergi indirimi rakamları da bu söylediklerini doğruluyordu. En ilginci ise mevcut düzenlemelerde başarısız olan projelerin daha fazla vergi avantajı sağladığı!!! “Bunun nedeni başarılı projelerin amortismana tabi olması” dedi sayın İndirkaş.

Çin ve bazı Avrupa ülkelerinde bile bizden çok daha etkin arge teşviklerinin bulunduğunu ifade etti. Özellikle uluslararası firmaların ülkemize daha fazla arge yatırımı yapabilmesi için hayati öneme sahip bu mevzuatta acilen gerekli  düzeltmeler yapılmalı ve teşvik oranı daha dikkat çekici hale getirilmeli. Bu durum beyin göçünü tersine çevirmek için de çok önemli.

Yukarıdaki yapıcı eleştirilerimle birlikte şunu da söylemeliyim. Arge faaliyetlerinin artması, buluşların ve patentin özendirilmesi gibi son yıllara özgü gelişmeler bu küçük sorunlara rağmen mutluluk verici. Sayın başbakanın ifade ettiği gibi ülkemizin dünyanın en büyük ilk 10 ülkesi hedefine ilerlemenin gereği olan güzel gelişmeler.

Dönüşüm YHT ile Eskişehir ve oradan Bursa’ya oldu. Daha önce Fransa, Hollanda ve Almanya’da ICE ve TGV ile çeşitli yolculuklar yapan biri olarak Yüksek Hızlı Trenin Avrupa standartlarında olduğuna, inanılmaz konforuna ve TCDDnin hizmetinin yeterli olduğuna şahit oldum. Ulaştırma bakanlığını tebrik eder ve YHT’nin bir an önce İstanbula gelmesini dilerim.

Bir Yanıt

  1. Merhaba

    Fazla patentimiz olmasıyla ilgili intibası uyandırma çabasını geçmiş yıllardan hatırladığımız bir olaya benzetiyorum. Kaç sene öncesiydi hatırlamıyorum ama bir çok sanatçıya devlet sanatçısı ünvanı verilip altın dağıtmışlardı.

    Çok büyük başarılar elde etmeseler de milli futbolculara da bir ara altın dağıtıp durdular. Ama amatör branşlardaki hiçbir sporcuyu müsabaka öncesi desteklemediler.

    Kronik sorun belki bizde güzel görünme isteği. Ama üretim teşviği değil. :(

Yorum yapın