TÜBİTAK-Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Toplantı Salonu’nda düzenlenlenen Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 15. Toplantısında Prof. Dr. Nüket Yetiş’in yaptığı sunum, hem geçtiğimiz yıl teknolojik inovasyonu besleyen çalışmaların özetini göstermesi bakımından, hem de gelecek yıla ilişkin planlar yapmak isteyenlere ipuçları vermesi bakımından oldukça değerli. Sunumu bu linkte bulabilirsiniz.
Ayrıca Sn. Başbakan’ın konuşmasındaki şu kısmı vurgulamaya değer buldum. “Araştırmayı kapalı bir kutu gibi, sadece meraka, sadece laboratuarlara, sadece üniversite kampüslerine ait bir mefhum gibi düşünme devri geçmiştir. Aksine, Ar-Ge fabrikaya, hizmete, iş dünyasına, ihracata, pazar payına, milli gelire, eğitime, yönetime, diplomasiye yansıyan çok temel bir alandır.”
Bu ifadenin inovasyon ile ilgili önemli bir farkındalığın yansıması ve Tübitak’ın sanayiye hibe şeklinde desteklerini yoğunlaştırmasını sağlayan kaynak tahsisinin nedeni olduğu düşüncesindeyim. Zira toplantıdan çok kısa bir süre sonra Nüket Hanım bu yıl Tübitak’ın sanayi ar-ge projelerine ödeyeceği hibe miktarını 328 Milyon YTL olarak açıkladı.
Bir yılda 328 Milyon YTL. Bir ar-ge projesine 75 Milyon YTL’ye kadar destek. Ar-ge proje maliyetinin %60′ına kadar destek!
Bunlar büyük bütçeli uluslararası firmalar için bile göz ardı edilemeyecek değerde. İşin güzel taraflarından biri ise bu paranın
yerli-yabancı sermaye ayrımı yapılmadan veriliyor olması. Zira bu destekleri gören pekçok dünya devinin, ar-ge ile ilgili üslerden biri olarak başka bir ülke yerine Türkiye’deki tesislerini tayin etmesi için güzel bir gerekçe sağlıyor. Bu durum ise Türkiye’de daha fazla kalifiye işgücüne istihdam, daha fazla üniversite-sanayici işbirliği ve tabi know-how transferi anlamına geliyor.
Bu yazdıklarım temenni değil, çeşitli dünya devi firmaların Türkiye’deki geliştirme yöneticileri ile görüşmelerimde bizzat şahit olduğum gelişmeler. Türk insanının problem çözme yeteneği ve değişime hızlı adaptasyonunun, gelen yabancı ar-ge yatırımlarının kalıcı olmasını sağlayacağına eminim. Yeter ki Tübitak’ın bu önemli teşvikleri sürdürülebilir, istikrarlı, uzun vadeli bir projeksiyona sahip olsun.
Tübitak’ta değerli uzmanlar ile tanıştığım ve yapılan işin kalitesina dair hassasiyetlerine şahit olduğumdan, teşvik işlerinin idaresi konusundaki yeterlilikleriyle ilgili hiç şüphem yok. İnovasyonu doğuracak yeni ürün veya üretim teknikleri geliştirmek için ar-ge yeteneğini arttırabilecek insan kaynağı ve cihazlara yatırım yapmayı düşünenler için hızlı bir aksiyon planı çıkarma zamanı!